Türk & Türkçe Porno

Cemile – Cengiz AYTMATOV

cemile.jpg

    Bundan kısa bir süre önce kaybettiğimiz büyük edebiyatçı Aytmatov ile ilgili yazdım yazıda enkısa zamanda Aytmatov cehaletinden uzaklaşacağımı belirtmiştim. İşe “Dünyanın en güzel aşk hikayesi” ünvanına sahip Cemile isimli eserden başladım.

   Gerçektende “Dünyanın en iyi aşk hikayesi” diyerek elinize aldığınız kitaptan öyle bir şey bekliyorsunuz ki ne beklediğinizi bilmiyorsunuz dersem yanlış olmaz bence. Nasıl olur ki en iyi hikaye? Onlarca kurgu geçti aklımdan. Birbirleri için yaptıkları fedakarlık büyüdükçe mi güzelleşir aşıkların hikayesi, ya da Leyla ve Mecnun gibi birbirlerine kavuşamadıkça mı? Ne çıkacağını bilmeden karşıma merak içerisinde okudum kitabı. Siz neler düşünürsünbüz bilmem ama benim “en iyi” denilince aklıma gelen kriterlerin dışında bir şey ile karşılaştım.

   Tanımı “Dünyanın en iyi aşk hikayesi” yerine “Dünyanın en iyi anlatılmış aşk hikayesi” diye değiştirdiğimde bence taşlar yerine daha iyi oturuyor, amma belirtmeliyim ki bu sadece benim fikrim. Kimse için böyle olmak zorunda değil.

   Güzeller güzeli Kırgız kızı Cemile ile savaş gazisi Daybar’ın birbirlerine yakınlaşması, aslında Cemile’ye karşı bir aşk beslemesine karşı Kiçine-bala’nın Daybar ile Cemile arasındaki sevdaya duyduğu saygı ile onların aşkının destekçisi oluşu çok da alışılmadık bir olay örgüsünün  parçaları değiller. Fakat Cemile’yi bu kadar özel kılan şey Aytmatov’un nevişahsına münhasır (kendine özel) anlatım tarzı oluyor.

   Bir çok romanda yazarın cümlelerini okuyup gözlerini kapattığında, bir okuyucu için anlatılan ortamı hayalinde canlandırmak mümkündür. Hatta bunu yapabilmek bir yazar için ilk görevlerden biridir. Aytmatov’da (en azından Cemile kitabında) okuyucu kitaptaki tasfirleri hayalde canlandırmanın ötesine geçerek anı yaşayabilmekte. Yazarın özellikle hikayenin geçtiği ortam hakkında yaptığı deyatlı tasfirler okuyucuyu alıp Kırgızistan’a götürmektedir.

   Cengiz Aytmatov’un önemli bir edebiyatçı olduğu muhakkaktır, ama ben Cemile’yi okuduktan sonra Türk dünyası için neden bu kadar önemli bir edebiyatçı olduğunu anladım. “Bizim memleketimizde atlar dağlarda gezer, insanlar birbirini sever” gibi yavan ifadeler yerine okuyucusuna artamı yaşatabilen yani okuyucusunu Türk topraklarında gezdirebilen, bu nedenle 157 dile çevrilmiş kitapları ile milyonlarca insana kendi coğrafyasını, ki o bizim de coğrafyamızdır, gösterebilen bir kültür elçisi imiş Cengiz AYTMATOV.

   Bir aşkın yavaş yavaş nasıl doğduğunu, nasıl büyüdüğünü, bir çoğumuzun dikkatini bile çekmeyecek ayrıntıarın karşıdaki kişiyi etkileme konusunda ne kadar önemli olabileceğini, toplum – değerler – aşk çakıştığı zaman insan psikolojisinini nasıl işlediğini, kısacası sadece AŞK denilen şeyin “ne-nasıl-neden”ini görmek için okuyun Cemile’yi.

  Sırada “Beyaz Gemi” ve “Gün Olur Asra Bedel” var ama önce bir kaç farklı kitap okuyarak arayı soğutalım. 🙂

  Bu arada uzun zaman olmuştu kitap incelemesiş yapmayalaı. Kitap okumadığımdan değil, uzun zamandır yazacak havada hissetmediğimden oldu bu. Açığı kapatırım yakın zamanda.

2.048 views

Cemile – Cengiz AYTMATOV” üzerine 7 yorum

  • yalnız arkadasım şu konuda dikkatini çekmek isterim Cengiz Aytmatov Türk değildir herhalde gözden kacırmış olmalısın .

  • Aytmatov bir Kırgızdır. Başında ya da sonunda “Türk” ifadesi içerien bir ülkeye mensup değildir, bu konuda “Onur” haklıdır. Öte yandan Aytmatov’un ülkesinin başında ya da sonunda “Türk” yazmasına gerek yoktur çünkü Orta Asya’da hala komşu olarak yaşayan Türk devletlerinin kültürleründe Kırgız yazdığı kadar ülkesinin kültüründe “Türk” yazmaktadır, ve bundan dolyıdır ki “Selvi Boylum Al Yazmalım” da ve diğer eserlerde kendimize ait olmayan bir şey bulmamız mümkün değildir.
    Bu noktada, Aytmatov, Türk kültürünün inkar edilemez bir temsilcisidir…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir