Türk & Türkçe Porno

Aşkın Gözyaşları – Sinan YAĞMUR

Ahmet ÜMİT’in o muhteşem kitabı Bab-ı Esrar ile başlayan yolculukta Elif ŞAFAK’ın Aşk‘ını da okuduktan sonra sırada Sinan YAĞMUR’un Aşkın Gözyaşları isimli eserini koymuştum sıraya.

“Tebrizli Şems” altbaşlıklı kitap başlıklarından da anlaşılacağı üzere Şems – Mevlana ilişikisi üzerine kurulu bir “Biyografik Roman”. Biyografik olması nedeni ile kurgudan uzak, sadece ve sadece resmi kaynaklardan ispatlı gerçek olaylar üzerinden gitmesi gerekiyor anlatılanların. Muhtemelen de öyle oluyordur. (Kitabı okudum fakat Şems ile ilgili profesyonel akademik çalışmalar okumadığım için okuduklarımın doğruluklarına şahitlik edemem.)

Aşkın Gözyaşları için de diğer kitap yorumlarımda yaptığım gibi enine boyuna farklı açılardan yorumlar yapmak isterdim, fakat kitabın ilk sayfasını, hatta ilk sayfadan önde yazarın hayat hikayesini  okuduğum andan beri içimde doğan rahatsızlık tüm kitap boyunca yakamdan düşmedi. Şimdi de sanırım sadece o rahatsızlığım üzerine yazacağım. Ama önce kitap hakkında bir iki edebi kelam edelim.

Kitap birinci tekil şahıs (Şems) tarafından anlatılıyor. Yazar Şems’in yerine koyuyor kendini yani. Şemsin düşüncelerini, sebep sonuçlarını, düşünce sistemini bize bu şekilde iletiyor. Bu şekilde yazmayı da kolaylaştırıyor. Çok kullanılan ve işe yarayan bir biçemdir. “Çocukluğum” bölümü ile başlayan kitapta Şems’in gençliği, Konya’ya varışı, tanışma gibi önemli dönemler birer kısım olarak veriliyor. Olay örgüsünde Elif Şafak’ın Aşk‘ından çok da farklı ve yeni bir öge yok.

Benim rahatsız olduğum kısım ise şudur ki, yazar kitabın başında kendi hayat hikayesini öyle bir yazmış ki sanırsınız Mevlana hayatta olsa yazarı kendine pir seçecek. Mevlevilik değil Sinanilik diye bir örgütlenme olacak. (yazarın kiitaptaki ifadelerini alıntı yapmamak için birebir yazmıyorum buraya). Mevlevilik ile bu denli içiçe olduğunu anlatmaya çalışan bir kişi için “alçakgönüllülük” kavramından fazla uzak olma hissi uyandı içimde.

Hayat öyküsünü anlatırken kullandığı üslup konusunda rahatsızlık içime yerleşirken Şems’in ağzından yazılmış önsöz yarama iyice tuz döktü. Bugüne kadar kendini doğru yazamayan yazarlara seslenerek başlıyor Şems önsöze. O yazarların ışıklarının olmadığını söylüyor. Konya’da olmadan, bu hamurda yoğrulmadan (sanırım Sinan YAĞMUR’u tasfir ediyor) Sems hakkında yazabilmenin mümkün olmadığından bahsediyor Şems. Aşk’ın bu yazarlar için sadece bir kelime olduğundan (bu kitabın yazarı için bu durum geçerli değil. Demek ki o diğer yazarlardan daha üstün aşk konusunda) bahsederken Şems benim içime bir sıkıntı çökmeye başlıyor ki bu sıkıntıyı kitabı bitirene kadar atamıyorum ben.

Yukarıda kabaca bahsettiğim bir iki örneği 11 yıl edebiyat eğitimi almış olmama rağmen abartıyor olduğumu ve yazara haksızlık ettiğimi düşünmek istesem de “önsöz” kısmında “Hangi kelamda Kimya’yı okudular ki onun hakkında yazıyorlar?” diye Şems’i isyan ettiren yazarın son kitabının adının “Aşkın Gözyaşları – Kimya hatun” olduğunu düşündükçe “Yok yok” diyorum kendime “Mevleviliğin hikayesini okurum belki bu kitapta ama Ruh’unu değil….”

Efendim, var mı Mesnevi gibisi… Şems’i okumak istiyorsanız “Makalat” (Şems ile Mevlana arasında geçen konuşmalar) okuyunuz, ve unutmayınız ki Bab-ı Esrar ya da Aşk ne kadar güzel olurlarsa olsunlar neticede birer kurgusal eserdir. “Şems ve Mevlana” olgusunda sadece basit birer broşür niteliğindedir. Esas bilgi için akademik kaynaklara başvurmak gerekir. Birer kitap okuyup Sema’ya kalkmayalım değil mi 🙂

Kitaplar çok işinize yarar, tabi eğer okursanız….

1.374 views

Aşkın Gözyaşları – Sinan YAĞMUR” üzerine 4 yorum

  • sinan yağmur şems-mevlana olgusunu anlatamamış.tamamen kurgusal ve hiç keyif alarak bilgilenerek okuyamadım.eleştirine katılıyorum.daha akadamik kaynaklara başvurmak daha doğru.selamlar:)

  • merhaba hocam,
    uzun bir aradan sonra sitenizi tekrar ziyaret etmek kısmet oldu çok şükür. Başlığı görünce ne yazdığınızı merak ettim doğrusu bu kitap hakkında. Size canı gönülden katılıyorum hocam gercekten de cok ruhsuz bir kitaptı. Yazarın enaniyeti bir tarafa kitaptaki kurgu hataları, yazım yanlışları çok rahatsız ediciydi benim için. Bu kitabın çok satanlar listesinde olup tekrar tekrar tekrar basılması beni üzdü.

    • Her baskıda 500 adet basmışlarsa bu kadar çok baskı olabilir Melike. Kitap çıkalı 2 hafta olmuş, baskı sayısı 200 lerde… İnsana garip geliyor 🙂 Ama netice itibari ile senin gibi bir kitap kurdu ile aynı fikirde olmak güven verici ):

melike nursultan üner için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir